Hadislerde Su

  • Bir hadiste; Medine’de suyu içilebilir ve tatlı olan kuyu, Rûme kuyusuydu. Hz. Peygamber, bu kuyunun sahibine giderek “Bu kuyuyu cennette bir pınar mukabili bana sat” talebinde bulunmuştur. Adam, bu suyu satarak geçimini sağladığını ifade etmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, imkânı olanları teşvik etmiştir. “Kim Rume kuyusunu (halka bağışlamak üzere) satın alırsa ona cennette misli verilecektir.” Başka bir anlatımla “Kim Rume kuyusunu satın alırsa Allah ona mağfiret buyursun” demiştir.  Hz. Osman doğruca adamın yanına giderek pazarlık yapmış ve kuyuyu satın almıştır. Sonra Hz. Peygamber’in yanına gelerek, kuyu sahibine vaat edilen ücretin ona da vaad edilip edilmediğini sormuş. “Evet” cevabı üzerine “Ben onu satın aldım ve müslümanlara bağışladım” demiştir.

 

  • Sa’d İbn Ubâde, Rasûlullah (sav)’a gelerek, hangi sadakanın hoşuna gideceğini sorduğunda Hz. Peygamber, “su” diye cevap vermiştir. (Ebu Dâvud, Zekât 41) Ölenlerin ruhuna kuyu, çeşme gibi su vakıfları yaptırmak  nebevî tavsiyeler arasındadır. Sa’d İbn Übâde vefat eden annesi için bir kuyu kazdırmıştır. (Ebu Dâvud, Zekât 42; Nesâi, Vesâyâ 9) 75)

 

  • Bir çok hadis kaynağında Hz. Peygamber’in hayvanlar ve diğer tüm canlıların su ihtiyacının giderilmesini teşvik edici kıssaları vardır. Bunlardan biri, Ebû Hureyre (ra)’dan, Allah Rasûlü buyurdu: “Bir adam yolda yürürken susadı, bir kuyu buldu, içine inip su içti. Yukarıya çıktığı zaman dilini çıkarıp susuzluktan toprak yalamakta olan bir köpek gördü. Adam: Zavallı hayvan tıpkı benim gibi susamış dedi ve derhal kuyuya indi ayağındaki pabucunu çıkartıp içine su doldurdu, ağzına alıp yukarıya çıkardı ve köpeğe içirdi. Allah onun bu hareketinden memnun kalıp bağışladı.” Ashab, bunun üzerine “Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim için hayvanlara yaptığımız iyilikler hakkında ecir var mıdır?” diye sorunca: “Her ciğer taşıyan canlı için (yapılan iyilikte) sevap  vardır” buyurmuştur (Sahîh-i Buhârî, Kitâb-ı Musâkâ 1094;  Buhâri, Şirb 9, Vudü 33, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153, 2244; Muvatta, Sıfatu’n Nebi 23, (2, 929-930); Ebü Dâvud, Cihâd 47, (2550).   

 

  • Suyun ferahlatıcı ve teskin edici özelliği, Hz. Peygamber’in hadisinde bir tedavi yöntemi olarak bizlere sunulmuştur.“Muhakkak ki öfke şeytandan yaratıldı. Şeytan da ateşten yaratıldı. Muhakkak ateş su ile söndürülür. Biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.” (Ahmed İbn Hanbel,IV, 220)

 

  • Suyun temizleyen özelliğine atıfta bulunan Hz. Peygamber, Câbir (ra)’den aktarılan “Beş vakit namaz evin önünde bol miktarda akan tatlı bir suya günde beş defa dalıp yıkanan gibidir. Bu adamda kir nâmına bir şey kalır mı?”‘Hayır bir şey kalmaz’ dediler. Peygamber Efendimiz işte su kiri giderdiği gibi beş vakit namaz da günâhları mahveder” buyurmuştur. (Müslim)

 

  • Enes b. Malik (ra) abdest almak için su bulamayan ashabın Hz. Peygamber’in yanına gelerek bunu anlatmaları ile, Hz. Peygamber’in bir su kabına elini soktuktan sonra müslümanlara abdest almalarını söylediğini ve Hz. Peygamber’in parmakları arasından suların fışkırdığını aktarmıştır. Herkes abdest alana kadar bu su yetmiştir. Buhâri’de geçen bir başka rivâyetinde Enes (ra), abdest alanların seksen veya daha fazla olduğunu ifade etmiştir. Cabir b. Abdullah (ra), Hudeybiye Savaşı sırasında bir gün Peygamber Efendimiz abdest almak için bir kovanın başında bulunduğu sırada ashabdan birkaç kişi çok üzüntülü olarak yanına geldiğini ve Hz. Peygamber onlara üzüntülerinin sebebini sorduğu zaman, sularının bitmek üzere olduğunu söylediklerini aktarmaktadır. O zaman Hz. Peygamber elini kovanın içine sokmuş ve parmaklarının arasından derya gibi su akmaya başlamıştır.Bin beş yüz kişi bu su ile abdest almış ve bu sudan içmiştir.

 

  • Suyun hastalıkları tedavi edici özelliğini, Hz. Peygamber’in son günlerindeki isteklerinden birinde de görebiliriz. Bir gün ailesine şehrin yedi ayrı kuyusundan çekilen yedi ayrı su getirmelerini ve başından dökmelerini istemiştir. Bu tedavi kendini o denli teselli etmiştir ki yatağı terk edip câmiye kadar gidebilmiştir. Sahabeler arasında yerini alan Hz. Peygamber bir hutbe îrâd edebilmiştir. 

 

  •  Hz. Peygamber’in rastladığı bir nehir yakınında, kap ile getirilen sudan abdest aldıktan sonra artan suyu,“Gidin, bunu nehre boşaltın. Ola ki ileride bir canlının kursağına gıda olur” buyurmuştur.

 

  • İnsan yaşamında suyun önemini arttıran bir diğer özellik ise onun temizlik aracı olmasıdır. Temizliğe dayanan İslam dini, bu yönü ile de suya ayrı bir önem atfetmiştir. Hz. Peygamber, “İmanın yarısı temizliktir” (Müslim, Taharet 1) buyurmuştur. “Su temiz olarak yaratılmıştır, rengini, kokusunu ve tadını değiştirmedikçe onu hiçbir şey kirletmez” diyen Hz. Peygamber, tabiatta bulunan dere, göl, deniz, yağmur, kar ve buz sularının asıl ve öz itibarıyla temiz olduğunu ifade etmiştir. 

 

  • Surâka, İslâm dinini kabul ettikten sonra Rasûlullah (sav)’a yabancılara ait hayvanları kendi hayvanları için suyla doldurduğu yalaklardan suladığını sonra onları serbest bıraktığını bu hareketinin Allah indinde makbul olup olmadığını sorunca Hz. Muhammed (sav) şöyle cevap vermiştir: “Kesin olarak makbuldür; hangi canlı olursa olsun, susamış her yaratığa karşı lûtufkâr davranmak Allah nazarında mükâfata lâyık bir harekettir.”

 

  • Resulullah (sav) su içtikten sonra şöyle dua etmiştir:“Rahmetiyle suyu tatlı olarak yaratan, acı ve tuzlu yaratmayan Allah’a hamd olsun.”

 

  • Sa’d b. Ubâde’nin annesi vefat etmişti ve Rasûlullah (asm)’a gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem öldü onun adına sadaka verebilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (asm) da: “Evet” buyurdu.Sa’d: “Hangi sadaka daha hayırlı ve değerlidir?” diye sorunca, Rasûlullah (asm): “İnsan ve hayvanların su ihtiyaçlarına cevap vermektir” buyurdu. (bk. Nesai, Vesaya, 9; İbn Mace, Edeb,) Bunun üzerine Sa’d, Medine’de bir çeşme yaptırmış, o çeşme uzun süre insanlara hizmet etmiştir. (bk. İbn Hanbel, Müsned, 5/284; 6/7)

 

  • Hz. Peygamber (asm), bazı dualarında, suyun temizleme özelliğine dikkat çekerek,“hatalarının su, kar ve buzla yıkanması sonucunda tertemiz olmayı”Allah’tan dilemiştir. (Buhârî, Deavât  39, 44, 46)Bu mecazi ifadeyle, “su ile yıkanarak bembeyaz olmuş bir elbise gibi, hatalardan arınma talebi” dile getirilmiş olmaktadır.

 

  • Bir diğer hadiste ise;“Her kim ki, elbise ihtiyacı olan bir Müslümana elbise giydirse, Allah da ona cennetin yeşil elbiselerinden giydirir. Hangi Müslüman aç bir Müslümanı doyurursa, Allah da onu cennet meyvelerinden doyurur. Hangi Müslüman susamış bir Müslümana su verirse, Allah da ona içerisinde güzel kokuları olan cennet içeceği içirir.” (Ebû Dâvûd, Zekat, 32; Tirmizi, Kıyame, 18)